Okumadan önce not 1: Aşağıdaki yazı, an itibariyle Zaytung'a girilen "27 yıllık hayatındaki kayda değer tek başarısı çocuk doğurmak olan Nezahat Konakçı, Facebook'ta mide bulandırmaya devam ediyor..." şeklindeki son dakika haberinin (http://zaytung.com/sondakikadetay.asp?newsid=222743) anımsatmasıyla paylaştığım, 2011 yazında yazdığım, gayrı dergi ve jiyan'da yayınlanmış olan yazımdır.
Okumadan önce not 2: Bu yazıyı yazdıktan sonra Zaytung'u oldukça az takip etmiş olmama rağmen gözle görülür bir toparlanma, muhalifleşme sezmiştim. Haklı mıydım yanılıyor muydum bilemiyorum. (Ticarileşme ile el ele giden politik radikalleşme/muhalifleşme de nasıl olur, onu da bilemiyorum.)
Ookumadan önce not 3: Yazıyı şu an okuduğumda üslup olarak bana da çok çiğ geliyor ama malum yazı yazılalı 2 sene olmuş. 2 ay önce yazdıklarımı da okuyunca çiğ geliyor. Dolayısıyla kendimle barışıkmışım gibi yapıp aynen paylaşıyorum.
Zaytung.com 2009’un sonlarında kurulan bir mizahi asparagas sitesi. “Dürüst, tarafsız, ahlâksız haber” sloganıyla yayın yapan site kısa zamanda oldukça yoğun bir ilgi gördü ve bu ilgi büyüyerek devam ediyor.
Kuruluşundan beri takip ettiğim sitenin muhalif bir duruşu olup olmadığını anlamakta başlarda güçlük çektim. Sitenin güncel siyasetle açıktan alay etmeye başlaması da zaten biraz zaman aldı. Bir süre sonra çıkan “Milli Birlik ve Beraberliğe İhtiyaç Olmayan Günler Kesinleşti”, “Yeni AB Uyum Yasası Yolda: Büyüğe Saygı Tamamen Bitiyor”, Angela Merkel: "Benim ecdadım soykırım yapmaz!" gibi haberlerle site duruşunu net bir şekilde belli etti. Bu haberler dışında toplumsal olaylara duyarlılık içeren birçok başka haber daha mevcuttu. Birkaç örnek saymak gerekirse:
• Doğaya bırakılan ilk plastik şişeler yok olmaya başladı...
• Orantısız güç kullanımı eleştirilerini değerlendiren Emniyet Müdürlüğü, toplumsal olaylara müdahale için "insanlı polis timleri" kurmaya hazırlanıyor...
• Sol omzuna aldığı yumurta darbesiyle yaralanan Bakan'ın beyin ölümü gerçekleşti...
• ABD Genelkurmay Başkanı, ülkede İspanyolcanın ikinci dil olarak konuşulmasının yarattığı felakete dikkat çekti...
• İngiliz halkı The Tudors'a tepkili: "Ecdadımız sadece üç beş kadınla sevişmiş gibi gösteriliyor..."
• KKTC'deki gösterilere ve açılan "Özgür Kıbrıs" pankartlarına sinirlenen TC hükümeti, Kıbrıs'ı Adalar Belediyesine bağlamak için harekete geçti...
• Bülent Arınç, yapmış olduğu "Hayat içki ve seksten ibaret değildir." açıklaması ile "seks" diyen ilk AKP'li olarak tarihe geçti...
• Çocuk olduğu mahkeme kararıyla kesinleşen Ogün Samast'ın 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramında, Adalet Bakanlığı koltuğuna oturacağı açıklandı...
• İzmir Büyükşehir Belediyesi, pitbul'ların sokakta tasmasız insan gezdirmesini yasaklamaya hazırlanıyor...
• Son olarak dünya sinemasının vazgeçilmez organizasyonlarından Altın Portakal'ın Jüri üyeliğinden de çıkarılan Emir Kusturica'nın kariyerindeki önlenemez düşüş devam ediyor...
Görüldüğü gibi Zaytung yalnızca siyasetlee değil, doğadan hayvan haklarına kadar birçok konuyla ilgili son derece zekice hazırlanmış hicivlere evsahipliği yapıyor; ancak maalesef hikaye bundan ibaret değil. Zaten bu yazının yazılmasındaki asıl kaygı da Zaytung’un evsahipliği yaptığı tam aksi istikametteki içerikler.
• Mahmur Kampı'na geri dönen ekip: "Türkiye'den ve seyirciden çok etkilendik. İlk fırsatta yine gelmek istiyoruz..."
• ATV/Sabah yönetiminden, yaklaşık 10 aydır süren grev ile ilgili açıklama: "Kimin grevde olduğunu bir bulabilsek hemen görüşüp, anlaşıp bu işi çözeceğiz..."
• Referandumu boykot etmek için yurt dışından gelen yüzlerce BDP'li, oy vermeden yurttan ayrıldı...
• İnsanlık onuru işkenceyi yendi: 4-1
• Yoğun köprü trafiği yüzünden "3. Köprüye Hayır!" mitingine katılım beklenenin altında gerçekleşti...
• Demirören AVM'ye protesto için giden iki arkadaş, GAP'de %50 nin üstüne %50 daha indirimi görünce eylemlerini bir süreliğine erteleme kararı aldılar...
Hayır, maalesef yukarıda gördüğünüz cümleler Emre Aköz’ün köşe yazılarından alıntılanmadı. Kürt hareketinin referandumda boykot kararını, 3. köprüye karşı yapılan protestoyu, insan gibi yaşamak için mücadele eden emekçileri marjinalize eden bu cümleler Zaytung’da yayınlandı. Bunların basit kalem sürçmeleri olduğunu iddia etmek fazlaca bir naiflik olur, zira buraya yazılanlar yalnızca birkaç örnek. Bunlardan daha fazlası var ve (burada gereksiz yere afişe etmek istemediğim için yazmadığım) imzalara bakılırsa görmek mümkün ki; siteye bu tür içerikler göndererek organize bir “sağcılık” faaliyeti içerisinde olan birkaç kişi var.
Sitede birçok konuyla dalga geçildiğini, hiçbir şeyin dokunulmaz kılınmamaya çalışıldığını, benim de aslında osuruktan nem kaptığımı iddia edenler olacaktır; ancak birkaç şey özellikle göze çarpıyor ki yapılanın mizah mı yoksa aşağılama mı olduğu anlaşılamıyor. Bunlardan birisi (genellikle Afrika ülkeleri olmak üzere) bazı ülkelerin yoksulluklarının mizah konusu yapılması. Örneğin:
• Maçtan sonra rakip takımla centilmenlik gereği formaları değiştiren Honduras Milli Takımı oyuncuları şaşkın: "Diğer maçta ne giyecez?"
• Vietnam'dan 2014 Dünya Kupasına Yeşil Işık: "Ayakkabı ayarlarsanız oynarız abi”
• Burundi Basketbol Federasyonu, maç sırasında kendini dev ekranda görünce bağırıp el sallayan koçun görevine son verdi...
• Ekonomik darboğaza düştüğüne kimseyi ikna edemeyen Jamaika, iflasın eşiğine geldi…
Bu aşağılama tavrı yalnızca ülke bazında da olmuyor. Türkiye özelinde de ilginç bir şekilde taşra üniversiteleri ile alay ediliyor:
• Afyon Kocatepe Üniversitesi uzay bilimleri merkezinin başlattığı yıldız haritası çalışmaları, hemen karşıdaki apartmana çıkılan kaçak kat yüzünden yarım kaldı...
• Niğde, Zonguldak Karaelmas ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitelerinden ortak açıklama : "Yatay geçiş umuduyla gelip de başarabilen şu ana kadar olmadı...”
Son olarak da çok çarpıcı, elitist, sınıfsal bir aşağılama örneği vermek istiyorum:
• Sanayiye bakıma bıraktığı arabasını geri aldığında frekansın NTV Radyo'da kaldığını gören adamın şaşkınlığı sürüyor...
Sanayide çalışan işçinin radyoda dinleyeceği “arabesk yavşaklığı” harici her şeyin şaşkınlık uyandıracağı bu kafayı geride bırakarak zurnanın zırt dediği yere gelelim: Zaytung ve cinsiyetçilik!
Güncel solcu jargonu bizi her halta “turnusol kağıdı” demeye alıştırmış. Ancak bir süredir gözlemlediğim kadarıyla (kadına karşı ayrımcılığı da homofobi ve transfobiyi de içine alacak şekilde) toplumsal cinsiyet konusu gerçekten birçok konudan daha çok hak ediyor bu “turnusol kağıdı” benzetmesini. Birlikte dünyayı kurtardığın “adamlar” yeri geliyor “Kadına karşı ayrımcılık 150 yıllıktır, kapitalizmle başlamıştır” ya da “Devrimden sonra eşcinseller tedavi edilecek” deyiveriyor. Kadına karşı ayrımcılık artık o kadar doğal karşılanıyor ki adeta görünmez hale geliyor. Kadın düşmanı fıkralar kadınlar tarafından anlatılıyor, cinsiyetçi küfürler kadınların ağzından dökülüyor. Bu koşullarda cinsiyetçilik baş edilmesi gereken sorunların en önceliklilerinden biri haline geliyor.
Türkiye toplumunun iliklerine kadar işlemiş cinsiyetçiliğin Zaytung sayfalarında da ne kadar buram buram koktuğunu gördüğünüzde şaşıracağınızı tahmin ediyorum. Buyrun birkaç örnek:
• Şemsiyeli Kadınlar Dehşet Saçıyor...
• Bayanlar Dünya Ralli Şampiyonası'ndaki temsilcimiz Nermin Yıldız, Pit-Stop'a 13 manevrada park edemeyip direksiyonu eşine verince kurul kararı ile diskalifiye oldu...
• Giyim mağazalarında çalan yabancı müziklerle şartlı reflekslenen 300 kadın, DJ Tiesto konserini yağmaladı...
• Eninde sonunda 'Yeni İşlem' ile 'Kart İade' arasında bir seçim yapmak zorunda kalacağını anlayan genç kız isyan etti...
• Kız arkadaşıyla gömlek almak için girdiği mağazadan, 1 çizme, 2 tayt, 2 çift de bikini alarak çıkan genç, suskunluğunu koruyor...
• 33'lük birayla 7. saatini dolduran genç kız törenle son yudumunu aldı...
• İlişki terapisti Banu Çinçin'den erkeklere tavsiyeler: "Kadınların tek ihtiyacı olan sevgi, sadakat, şefkat, merhamet, ilgi, saygı, dürüstlük, cömertlik ve kariyer"
• Facebook iletisini 14 saattir yenilemeyen üniversiteli kızın durumundan şüphelenen komşularının ihbarı üzerine kapıyı kırarak eve giren polis, genç kızı modemini tamir etmeye çalışırken buldu...
• ''Ben yalnızca evleneceğim erkekle çıkarım '' diyen genç kızın 6. sevgilisinden ayrılışında da yine hüzün ve gözyaşı vardı...
Zaytung’dan öğrendiklerimiz neler? Kadınlar araba kullanamaz. Kadınlar alışveriş delisidir. Kadınlar kararsızdır. Kadınlar “adam gibi” içemez. Kadınlar ne istediğini bilmez/her şeyi ister. Kadınlar ilgi çekmeye çalışır. Kadınlar evlenme delisidir, vesaire vesaire... Yoksa bunları Zaytung’dan değil de içinde yaşadığımız maşist toplumdan mı öğrendik? Yoksa etrafa zeka pırıltıları saçan Zaytung da hiç çaktırmadan bu cinsiyetçi kabulleri çatır çatır onaylıyor, çatır çatır yeniden mi üretiyor?
Cinsiyetçilik ve kadın düşmanlığıyla ilgili en çarpıcı haberleri sona sakladım, zira onları böyle listelenemeyecek kadar ciddi buluyorum. Haklarında iki kelam etmeden geçmek yanlış olur.
• "İntihar girişimi ve başarı" alanında Türkiye, erkeklerde 1/1 oranıyla Japonya'yla beraber birinciliği paylaşırken, bayanlarda 1/46 oranıyla sonuncu oldu...
Kadınların intihara teşebbüs etmeye erkeklerden daha meyilli olduğu ancak intihara teşebbüslerde ölüm oranının erkeklerde daha yüksek olduğu – Türkiye’ye özgü değil, evrensel – bi r gerçektir. Peki zilyon tane değişkeni olan, hakkında araştırmalar yayınlanan, kitaplar yazılan bir bilimsel olguyu bu kadar yüzeyselce sunmak nedir? Ben söyleyeyim, densizliktir.
• İsrail ordusundaki kadın askerlerin büyük kısmının aynı anda pms dönemine girmesi, Ortadoğu'da tansiyonun bir kez daha yükselmesine neden oldu...
“Madem cinsiyet eşitliği istiyorsunuz, kadınlar da askere gitsin” geyiği düşük zeka seviyesindeki XY’ler tarafından sık sık yapılır. Bu geyiklere kadınların da zorunlu askerlik yaptığı İsrail de sık sık malzeme olur. Bunun yanı sıra bir kadının keyfinin yerinde olmaması, tersinden kalkmış olması da sıklıkla regl ile bağlantılandırılır, kadınlara regl olmadıkları sürece kimseyi tersleme hakkı tanınmaz. Bu iki zırvalığı bir araya getiren bu haberde bir de PMS’ten bahsedilmiş. Pre-Menstrual Syndrome denilen, bazı kadınlarda bulunduğu ve regl öncesi dönemi çok daha gergin geçirmelerine sebep olduğu iddia edilen bu hastalığın varlığı dahi şüpheli. Erkek burjuva biliminin bu iddiası Karen Houppert’ın “Lanet” adlı kitabında yalanlanıyor, regl ile ilgili “bilinen” birçok şey hurafe ilan ediliyor. Artık kadınları kadınlardan dinlemeye ihtiyacımız olduğu bir gerçek...
• Boğaziçi Köprüsü Acıbadem mevkiinde dikiz aynasından makyaj yapmaya çalışan kadın sürücü, trafiği olumsuz etkilemeye devam ediyor. Sürücülerin Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü kullanmalarını öneririz...
Bu dumanı tüten tazecik haber beni bu yazıyı yazmaya ikna eden haberdir. “Zaytung’daki cinsiyetçilikle ilgili bir yazı mı yazsam?” diye düşünür ve emin olamazken siteye girip sağ sütunda bu haberi gördüğümde ikna olmuştum kesinlikle yazmam gerektiğine. Kadınların araba kullanımı konusunda erkeklere kıyasla bir yeteneksizliği var mı bilmiyorum. Varsa da bunu zerre kadar umursamıyorum. Zira her ne koşulda olursa olsun, kimsenin kadınlar trafikte hali hazırda durmaksızın taciz edilirken çıkıp da “Yahu kadınlar da hiç araba kullanamıyorlar” deyip pişkin pişkin gülme lüksü yoktur. “Alternatif” olma iddiasındaki kimsenin varolan bir ayrımcılığı yeniden üretme, hele hele bunu mizah adı altında yapma lüksü yoktur.
Kadınlarla her fırsatta alay eden erkekler de içten içe bilmektedir ki tarihin başından beri kadın üretmiş, erkek tüketmiştir. Kadın doğurmuş, erkek öldürmüştür. Kadın yapmış, erkek yıkmıştır.
Sonsöz niyetine:
Zaytung sitesini kuranlar – aynı elinizdeki dergiyi çıkaranlar gibi – bir şeylere “yetti gayrı” demiş kişilerdir. Dolayısıyla verdikleri tepki politiktir. Medyayı yalnızca biçimsel olarak değil içeriksel olarak da eleştirmektedirler ve varolan medyayı karikatürize ederek bir şeyler değiştirmeye çalışmaktadırlar. Ancak zaten varolan medyanın iliklerine kadar işlemiş olan statükoculuk, emek düşmanlığı, elitizm, cinsiyetçilik gibi illetlerden kopamadıkları sürece kendileri bir karikatüre dönüşmekten kurtulamazlar. Zaytung bu konuda acilen bir şey yapar ve site gerçekten alternatif ve muhalif bir araç haline gelirse; işte o zaman “hep beraber” güleceğimiz bir şeyler olur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder