15 Şubat 2010 Pazartesi

Yurdum İnsanının Memnuniyetsizlik Anında Hedef Şaşırma Psikozu

Sanırım ne demek istediğim başlıktan anlaşılmıştır. Yine de örnekleyeyim. Misal Migros'tasınız. Yaklaşık 30 müşteri ve açık 3 kasa var. Müşterilerden bazıları homurdanmaya başlar. Bunlar genelde yaşlılar ya da yirmilerinin sonunda, kirli sakallı, bıçkın gençler olur. Homurdanmalar yerini yüksek sesle şikayet etmeye bırakır. Hele bir de çevreden destek geliyorsa saldırı - sorunda en ufak sorumluluğu olmayan - kasiyere yönlendirilir: "Kardeşim bu kadar insan var burda! Açsanıza diğer kasaları da! Bu ne rezalet!"

Ulan hıyar! Sen nasıl bir salaksın ki kasiyeri az kasanın açık olmasından sorumlu tutuyorsun? Sanki çalışanların mesai saatlerini kasiyerler düzenliyor... Ya da sanki sen sıra beklerken aslında kasa başında durması gereken çalışanlar bir jakuzi içinde purolarını tüttürüp seninle alay ediyorlar... Bre hırt! Senin çemkirdiğin kasiyer de olmasa 3 kasaya değil 2 kasaya talim edeceksin!

Son örneği yeni yaşadım. Kâmil Koç'tan bilet almak için yazıhanesine girdim. Yaşlı bir adam "Bundan sonra sizden bilet almıyciğim! Varan'la gidiciğim! Terbiyesizler!" nidalarıyla çıkıyordu. Yazıhanede çalışan (şaşılacak derecede güzel gözlü) orta yaşlı kadını da inanılmaz bitkin gördüm. "Ne oldu?" dedim. "Otobüslerimizde tuvalet olmamasından şikayetçi de beyefendi, bizden çıkardı" dedi... Ulan beyin fakiri! Kâmil Koç'a araç satın alınırken Çiftehavuzlar yazıhane çalışanı güzel gözlü orta yaşlı kadına sorulduğunu mu sanıyorsun? Kadına "Tuvaletli mi alalım, tuvaletsiz mi?" diye sordular da kadın "Ay tuvaletsiz alın, arabalarımıza prostatlı adamlar binmesin şekerim" mi dedi?

Ey bıçkın genç... Çevrendeki kadınların maço imajını çekici bulmuyor olması Migros kasiyerinin suçu değil... Ey huysuz ihtiyar... Çişini tutamıyor olman üzücü ancak bu duruma Kâmil Koç çalışanı sebep olmadı; çözüm üretmek zorunda da değil... Şimdi komplekslerinizi bir kenara bırakın ve artık mutsuzluğunuzun acısını bundan sorumlu olmayanlardan çıkarmayın... Huzursuzluk bulaşıcıdır, bulaştırmayın...

10 Şubat 2010 Çarşamba

Halkı Askerlikten Soğutalım!


Şu ana kadar okurken en çok keyif aldığım kitaplardan birini okuyorum: "Çarklardaki Kum: Vicdani Red" Kitap birçok makaleden, sunum özetinden oluşuyor. O kadar zihin açıcı ki anlatamam. Taha Parla'nın yazdıklarından birkaç alıntı yapmak istiyorum:

"Savaş, faili devletler olan, toplu cinayettir. Savaşan devlet yalnız karşı tarafın askerlerini öldürmez, kendi askerlerini de katletmiş olur"

"Devlete/orduya nefer yetiştiren anneler, başka annelerin çocuklarını katletmiş olurlar."

"Askerlikten, ki adam öldürme sanatı/eğitimi/fiilidir, soğutmak suç olamaz; asıl askerliğe ısındırmak insanlık suçu sayılmalıdır."

13 Şubat Cumartesi günü halkı askerlikten soğutmak için sokakta olacağım!
13.30'da Taksim Tramvay Durağında!

2 Şubat 2010 Salı

Karla karışık yağmur, olayın ne hacı?

Geçen gece balkona çıktım. Panjuru açtım. Sigara yaktım. Dışarıya bakıyorum, bir şeyler yağıyor. Sokak lambasının ışığında süzülen karlar görünüyor. Bir yandan da arabaların üstüne pıtır pıtır yağmur yağıyor.

Düşündüm de... Yağmuru severim. Yağmurda çıkıp gezinmeyi severim, ıslanmayı severim. Karı da severim. Seyretmeyi severim, kokusunu severim, kendimi üstüne bırakmayı severim.

Zaten ikisi de (kar biraz daha fazla olmak üzere) genel olarak sevilirler. Ama şu ana kadar hiç "Karla karışık yağmuru severim" diyene rastlamadım. Ben de o gece karla karışık yağmuru sevmediğimi fark ettim. Nesini seveyim? Karaktersiz bir kere! Ne öyle ne böyle... Çakma yağış...

Hayır anlamadığım bir nokta daha var. Nasıl olup da nemin bir kısmı sıvı bir kısmı katı halde düşebiliyor? Havanın sıcaklığına göre bunların yağmur ya da kar olarak düşmesi gerekmiyor mu? Bazıları "Bu havada yağmur mu olur abi kar olcaz" demiş de diğerleri ikna olmayıp "Olum yağmur asıl bu havada olur, gör bak" demiş gibi. Aslında bu durumun bilimsel (evet!) bir açıklaması vardır ama duymak istemiyorum. Ben karla karışık yağmuru kendi içinde ayrışan sekter sol örgütlere benzetiyorum. Aynı eylemde farklı bayraklarla yürüyüp birbirine tip tip bakan embesillere...

Kar yağsın. Yağmur yağsın. Karla karışık yağmur yağmasın. Ne dersiniz, hoş olmaz mı?